9 Nisan 2016 Cumartesi






"Rintlerin Akşamı"

     Batı doğunun gurbetidir,doğu batının sılası ;en azından güneşin günlük yolculuğu açısından böyledir! Gececiller bir yana, uyuyan cümle mahlukat güneşin her sabah yeniden kurduğu yeryüzü  sofrasında yerini almak için uyanır uykusundan, telaşlı bir yarışa girer. Nedir, gün bitimlidir; güneş batımlı... Günbatımına "Gurubu şems" dermiş eskiler; Arapça güneş anlamındaki "şems" Türkçe'nin yaygın söz varlığı içinde bugünde şemsiye sözcüğüyle yaşıyor-her ne kadar güneş yerine yağmurdan korusa da. Gurup ise unutuldu, unutulmaz bir iki şiirde de Batılı grup sözcüğüyle karıştırılıyor. İstanbul'u izlerken de garip duygulara kapılır insan; garbın ufuklarını sarmış gurubu şemsin buğulu havası, iyi kötü yaşanmış bir günü daha gülkurusu tüllere belemiş götürüyordur! Akla ister istemez Yahya Kemal'in "Rintlerin Akşamı"şiirinin dizeleri gelir:

Dönülmez akşamın ufkundayız. Vakit çok geç;
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
Geçince başlayacak bitmeyen sükûnlu gece.
Guruba karşı bu son bahçelerde, keyfince,
Ya şevk içinde harab ol, ya aşk içinde gönül!
Ya lale açmalıdır göğsümüzde yahud gül.

Yahya Kemal BEYATLI  

Kaynakça:
http://www.antoloji.com/rindlerin-aksami-yahya-kemal-bir-siir-bir-yorum-siiri/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder